Raif Akyüz TYT ekranlarında televizyon dünyasını sarsacak açıklamalarda bulundu.

asabi 03.10.2026 - 22:45 10 Dk Okuma

Şu an kendimi Kanal D’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak görüyorum.

Raif Akyüz TYT ekranlarında televizyon dünyasını sarsacak açıklamalarda bulundu.

Ekranların başarılı sunucularından ve girişimcilerinden biri olan Raif Akyüz, geçtiğimiz günlerde TYT ekranlarında, sunuculuğunu Özden Hacıosmanoğlu’nun yaptığı “Açık Oyna” adlı programa konuk oldu. Akyüz, programda kendisine yöneltilen sorulara tüm içtenliğiyle cevap verirken televizyon dünyasını yakından ilgilendiren açıklamalarda bulundu.

Sektördeki yolculuğun nasıl başladı?

Ben 17 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdim. Çocuk yaştan beri tiyatronun içindeyim; orada yetiştim, orada büyüdüm. Aynı zamanda Darülbedayi geleneğinden gelen biriyim. Şehir Tiyatroları’nda efekt yönetmenliği yapıyorum. Türkiye’nin en büyük yönetmenleriyle çalıştım. Tiyatro alanında çok iyi işler yaptık, turnelere çıktık, yurt dışına gittik.

Sonrasında Beykent Üniversitesi Tiyatro Oyunculuk Bölümü’nü kazandım. Yani bu işi yaparken aynı zamanda mektepli oldum. BKM Mutfak’ta stand-up gösterileri yaptım; özel tiyatrolarda, kısa filmlerde ve dizilerde oynadım.

Daha sonra bir yakınım aracılığıyla Meltem TV Genel Yayın Yönetmeni Kerim Aktacir ile tanıştım. Kerim Bey bana ne yapmak istediğimi sordu. Ben de sporcu kimliğim nedeniyle spor üzerine bir program yapabileceğimi söyledim. Kendisi, “Sen Şehir Tiyatrosu’ndasın, sanatın göbeğindesin. Kökün belli; senin yapacağın program sanat üzerine olmalı,” dedi. Ben de bu fikre sıcak baktım.

Başlangıçta birkaç bölüm performansıma bakacaklarını, program tutmazsa yollarımızı ayıracağımızı söyledi. Ama ben Meltem TV’de dört yıl program yaptım. “Raif Akyüz’le Sanatçı” programının yanı sıra “Raif Akyüz’le Sporcu” programını da hazırlayıp sundum. “Raif Akyüz’le Sanatçı” programımda yalnızca ülkemizin önde gelen sanatçılarını değil, dünyaca ünlü Hollywood yıldızlarını da ağırladım.

Sonrasında televizyon kariyerin nasıl devam etti?

Bu çalışmalarımın ardından Number One TV’ye transfer oldum. Burada Nişantaşı Üniversitesi ile birlikte, öğrencilerin de katıldığı çok farklı bir formatta programlarıma devam ettim.

Daha sonra dijital bir proje yazdım. Buradan Mehmet Çam’a da selamlarımı iletiyorum. Projeyi Mehmet abiye gönderdim ve fikrini sordum. Konsepti beğendi.

Projenin adı “O Kadar da Değil”. Ben bunu önce seyircisiz çektim ancak seyircili yapmak istiyorum. Çünkü her insanın hayatında “O kadar da değil!” dediği birçok şey vardır. İnsanların yaşadıklarını trajikomik bir şekilde anlatabilecekleri bir iş.

Bu programın önemli özelliklerinden biri küfür içermemesi. Dolayısıyla televizyonda da dijitalde de yayınlanabilir. Mehmet abi de projenin yurt dışına satılma potansiyelinin çok yüksek olduğunu söyledi.

Peki bugüne kadar hangi programları yaptınız?

Ekran yolculuğum Raif AKyüz'le Sanatçı programı ile başladı ve bu programları Raif Akyüz'le Sporcu, Raif Akyüz'le Yeni Nesil Talk Show, Free Line By Raif Akyüz (seyircili) Raif Akyüz'le Sanat Dünyası ve en son Raif Akyüz'le O Kadar Da Değil programlarını yaptım.

Başka geliştirdiğin televizyon formatları da var mı?

Var. Örneğin “Kim Milyoner Olmak İster?”in çok daha ileri seviyede bir versiyonu olarak tasarladığım “Havuz” isimli yeni bir formatım var.

İçinde medya teknolojisinin olduğu ve Türkiye’yi aynı anda ekrana kilitleyebilecek bir iş. Düşünün, Instagram üzerinden programa katılabiliyorsunuz. Yazılımına kadar tasarladım.

Benim geliştirdiğim sistemler medya teknolojisine dayalı olduğu için teknolojiyi formatla birleştirip entegre ettim. Tasarladığım medya teknolojisini birçok televizyon programına bağlayabiliyorsunuz.

Bu teknolojinin telifini de Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldım. Bundan on yıl sonra bu sisteme geçildiğinde benden izin almak zorunda kalacaklar.

Gelecekteki en büyük hedefin ne?

Amacım bu formatları satmak, TV8 ölçeğinde bir televizyon kanalı satın almak ve o kanalı ana kanallar arasına sokmak. Sonrasında ilk işlerimden biri Silikon Vadisi’ne gitmek olacak. Orada bağlantılarım var. Programlarıma dünyaca ünlü isimleri çıkardım ve bunların hepsi kendi network’üm, kendi bağlantılarım.

Silikon Vadisi’ne gidip benim gibi düşünen insanlarla oturarak bu sistemler üzerine neler yapabileceğimizi konuşmak istiyorum. Gerekirse zamanı geldiğinde Elon Musk’la da Sam Altman’la da oturacağım. Çünkü ben bir sistemi değiştirmek istiyorum.

Değiştirmek istediğin sistem tam olarak ne?

Televizyon bugün eskisi kadar çok izlenen bir mecra değil. Özellikle gençler televizyondan uzaklaştı. Ben televizyonu yeniden cazip hâle getirebilecek sistemler üzerine çalışıyorum.

Bugün bana “Kendini nerede görüyorsun?” diye sorsanız, Kanal D’nin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğunda derim. Bunu açık ve net söylüyorum. Kendime bu kadar güveniyorum.

Instagram’ın da çok farklı bir modelini tasarladım. Daha önce yapılmamış bir iş. Instagram’ı kuran kişi bunu görse muhtemelen hemen yapmak ister ama ben bunu Türkiye’de yapmak istiyorum.

Ben medya teknolojisi tasarlıyorum. Örneğin bu projelerden birini Show TV’ye gönderdim fakat onların tek başına gerçekleştirebilecekleri bir iş değil. Bugün ASELSAN bunu yapabilir. ASELSAN bunu hayata geçirirse dünyadaki medya sistemini değiştirebilir.

Televizyondaki hangi projelerin başarılı olup olmayacağını önceden öngörebiliyor musun?

Evet. Örneğin Beyazıt Öztürk’ün “Joker” programı yayınlanmadan önce “Bu program tutmayacak,” dedim ve sosyal medyamda da bunu açıkladım. Sonrasında program beklenen başarıyı gösteremedi ve değişikliklere gidildi.

“Yetenek Sizsiniz Türkiye” için de benzer bir şey söyledim. Çünkü artık yetenek kavramı değişti. Gençler farklı şeyler yapıyor ve kendi yeteneklerini doğrudan sosyal medyada paylaşabiliyorlar. İstatistikler ve izleme alışkanlıkları değişti.

Acun Ilıcalı’nın programı yaptığı dönemde sosyal medya ve YouTube bugünkü kadar aktif değildi. İnsanlar yetenek görmek için televizyonu açıp “Yetenek Sizsiniz Türkiye”yi izliyordu. Bugün aynı formatı aynı mantıkla uyguladığınızda şartlar değişmiş durumda. Bu değişimi göremediğiniz zaman yanlış hamle yaparsınız.

Programlarında seni zorlayan konukların oldu mu?

Oldu. Konuğa bir soru soruyorum, bana yalnızca “Evet” gibi tek kelimelik bir cevap veriyor. “Bu konuyu biraz daha açar mısınız?” diyorum ama yine açmıyor.

İstediğim cevabı alamadığım zaman röportajı ilerletmek zorlaşıyor. Çünkü karşınızdaki kişi konuşmak istemiyorsa sizin de yapabileceğiniz şeyler sınırlı kalıyor.

Cansu Taşkın’ın “Kızılcık Şerbeti” kadrosuna katılması tartışıldı. Bir kesim “Bu dizide ne işi var?” diyerek eleştirirken, başka bir kesim kariyer hedefinin peşinden gittiğini ve kendisine fırsat verilmesi gerektiğini düşünüyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Ben de ikinci görüşteyim. Ekmeğini kazansın. Kendi kariyeri için uğraşan, koşturan ve gerçekten bu işe emek veren insanlar hakkında bu tarz konuların konuşulmasına iyi bakmıyorum. Sonuçta herkes kendi ekmeğinin peşinde.

Bir insanın kariyerini bu şekilde engellemeye çalışmak, onun ekmeğiyle oynamaktır. Ekmekle oynayan bir insanın da günün sonunda kendi yolu kapanır.

Seni sektördeki diğer isimlerden ayıran en büyük özelliğin ne?

Vizyonum ve yapmak istediklerim. Bugün birçok televizyon kanalında çok sayıda sunucu var. Hazırlanmış bir formata geliyor, sunuculuğunu yapıyor ve gidiyor. Çok basit bir örnek vereyim; “Kim Milyoner Olmak İster?”e Kenan İmirzalıoğlu geliyor, Oktay Kaynarca geliyor ve programı sunuyor.

Benim farkım ise formatı tasarlayan kişi olmam. Tasarlıyorum ve yapıyorum.

Şimdi öyle özgün formatlar tasarlıyorum ki bunları yurt dışına sattığımda benim dışımda başka insanlar da o programları sunabilecek. “Kim Milyoner Olmak İster?”, “Survivor” veya “MasterChef” gibi düşünebilirsiniz.

Benim vizyonum yalnızca bir televizyon kanalında sunuculuk yapmak değil. Birçok sunucu medya patronu olmak istemeyebilir ya da format yazmayı bilmiyor olabilir.

Ben bir sunucu değilim; talk showcuyum... Ve unutulmamalı ki bugün yapılan her hamlenin bir yarını vardır. O yüzden herkes yarına göre hareket etmeli...

Bugün kendini sektörün neresinde görüyorsun? Hedeflerin ve gelecek planların neler?

Şu an kendimi Kanal D’nin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğunda görüyorum. Açık ve net söylüyorum, kendime bu kadar güveniyorum. Ben yalnızca bir sunucu değilim; format tasarlayan, projeler üreten ve medya teknolojileri geliştiren biriyim.

Özgün televizyon formatları hazırlıyorum. Bunları yurt dışına satabilecek bir vizyonum var. Amacım, TV8 ayarında bir televizyon kanalını satın alıp ana kanallar arasına sokmak. Sonrasında ise Silikon Vadisi’ne giderek medya teknolojileri üzerine çalışmalar yapmak.

Bugün bir yerel kanalı bile Türkiye’nin ana kanalları arasına sokabilecek stratejiye sahip olduğumu düşünüyorum. Bunun için hazırlıklarımı yaptım. İddialı değilim demiyorum; aksine, ne yapabileceğimi biliyorum.
Önüme taş koyanlar olabilir ama günün sonunda benim oturduğum masalarda oturamayacaklar. Çünkü ben yalnızca bugünü değil, yarını da düşünüyorum

Etiketler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yazılmamış. İlk görüşü siz bildirin!

Fikir Belirt

2 + 9 = ?